GEÇMİŞTE SÜLEYMANİYE

Aşağa gitmek

GEÇMİŞTE SÜLEYMANİYE

Mesaj  Simyan Bir Ptsi Mayıs 03, 2010 8:46 pm

Geçmişte Süleymaniye
1950 – 1960 yıllarına kadar asırlarca devam eden kervan yolculuğu zamanında Süleymaniye bulunduğu mevki itibariyle Seydişehir – Manavgat arasında herkes tarafından bilinen bir merkezdi . Manavgat ve Akseki’den kalkan kervan mutlaka haftanın Salı akşamını Süleymaniye’de geçirirdi Çarşamba günü Seydişehir’e ulaşır ve Akseki’nin tüm ihtiyaçlarına cevap veren Perşembe pazarından sonra yola çıkıp yine Süleymaniye’ye gelirdi. İki Merkez arasında başka konaklama yeri yoktu.
Süleymaniye ile Seydişehir arasındaki okluk beli korkunç bir geçittir. Kış günlerinde bu geçitten geçemeyen ve Büyükyellice , Küçükyellice gibi fırtınanın dehşet açtığı yerlerde çok insanlar hayatını kaybetmişlerdir. Sayılamayacak kadar çok ölenler arasında annesi Süleymaniyeli olan Hasan Hüseyin’i zikretmeyi uygundur.
Yolda kalan kervanları , gece yarısı ellerinde çıra meşalesi ile Süleymaniye’lilerin kurtardığı çok olmuştur.
Kimin tarafından yaptırıldığı bilinmeyen ve bir kervansaray mahiyetinde olan köyün ucundaki han . kervanın konaklama yeri olarak kullanılmıştır. Bazı haftalarda bu han kervan yolcularına yeterli gelmez ve yolcular köydeki diğer misafir odalarına ve evlere taksim edilirdi. Bu sebeple yabancılarla tanışılır ve dostluk ve ahbaplıklar pekiştirilirdi. (şuanda bu tarihi hanın yerinde Köyün Eski İlkokulu bulunmaktadır.)
Süleymaniye’nin geçmişteki vasıflarının birincisi hayvancılık ve sürücülüktü. Köyün diğer bir geliri ve geçim kaynağı ise nakliyecilikti. Motorlu vasıtaların olmadığı devirlerde her türlü nakliyecilik hayvanlarla yapılmaktaydı. Her hafta yolculuğu takip edenler arasında Hasan Onbaşı, Hüseyin Onbaşı, Ahmed Onbaşı, ve Halis ve Muharrem Onbaşılar, Halil İbrahim, İbrahim sarı, Halil Güçlü … gibi eski kişiler başta gelmekteydi .Bu Kişiler Köyün İhtiyaçlarını Bedava olarak getirmekteydiler. O günlerde İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerden gelenler Seydişehir’den Akseki’ye atlara binerek Giderlerdi, bunun adı binit olarak bilinmektedir. Binit bulamayan hayvan sahipleri pazardan buğday alır öğütür ve unu Akseki yörelerinde satardı. Bunun Adı da Pazar Yükü olarak bilinir ve o günün en kazançlı bir işi idi. Süleymaniye köyünde ilk medrese 1925-1926 yıllarında açılmış ve eğitime başlamıştır.

1914 yılında Birinci Dünya Savaşı (Seferberlik) başlayınca, Osmanlı Devletinin ittihatçı hükümeti Kağras’ın 20km. kuzeydoğusunda olup, bugün bir belde olan Süleymaniye (simyan) köyüne bir karakol ihdasına uygun görmüşler. Bunun sebebi de şu: Konya’nın Seydişehir kazasından Akseki köylerine geçiş, Toros dağlarının sıradan Alacabeli, Oklukbeli, Rezebeli ve Akçalarbeli gibi geçitlerden kervanın geçmesi lazım. Bu geçitlerin içinde en kestirme yol, Oklukbeli olduğu ve bu kervanın günde en çok 35–40 km. yol alacağı, sonunda bir yerde konaklayıp geceyi geçirmesi lazım geleceğinden, Simyan’da da Anadolu Selçuklularından kalan bir kervansaray bulunması sebebiyle kurulan Karakol, 1922 senesine kadar burada kalıyor. 1922 yılında Kağras, nahiye teşkilatı içine girince, Simyan’daki Karakol Kağras’a intikal ediyor.
avatar
Simyan
Admin

Mesaj Sayısı : 79
Kayıt tarihi : 30/04/10
Yaş : 34
Nerden : ANTALYA

http://www.simyanliyizbiz.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz